Çiğ köftenin vatanı olan Güneydoğu Anadolu’da, bu muhteşem lezzetin efsanevi hikayesi şu şekilde anlatılır;
Adıyaman yöresinde eski bir medeniyetin kralı olan Kral Nemrut, Hz. İbrahim’i tek tanrıya inandığı için yakmaya karar verir.
Halkına verdiği emir ile krallıktaki bütün ağaç ve odun parçalarını büyük bir meydanda toplatır.
Evlerde yemek pişirmek için odun parçası kalmamıştır ve ateş yakılmasını yasaklamıştır.
Hz. İbrahim’i yakmak için meydana toplanan ağaç ve odun parçaları yakılarak büyük bir ateştir.
Halk kralın emriyle günlerce tahta parçalarını meydana toplamıştır.
Dağda avlandığı için bu emirden habersiz olan bir avcı, avladığı geyiği ateşte pişirmek istemiş, ancak odun olmadığı için kralın emrini çiğnemekten çekinmiştir.
Bu durumu eşine anlatır. Kadın, geyiği taşların üzerinde döverek etin yumuşamasını sağlar, bulgur, çeşitli baharatlar ve otlarla karıştırır.
Bu şekilde hazırladığı eti çiğ olarak yiyebileceklerini anlar.
Avcı da çareyi eşine uyarak yer ve ailenin aç kalmasını engeller.
Bu güzel lezzetin etrafa yayılması uzun sürmez.
Buluş, yörede hızla yayılır.
Zaman içerisinde bu harçla çiğ köfte olarak adlandırılan yeni bir yemek ortaya çıkar.
Efsaneye göre Nemrut’un odun yasağı çiğ köftenin ortaya çıkmasına neden olmuş;
Hz. İbrahim’i 4 km öteden gelen rüzgarla koruyan çiğ köfte, bir yiyecek olarak günümüze kadar gelir.